aşk gibi sevda gibi huysuz ve tatlı kadın

aşk gibi sevda gibi huysuz ve tatlı kadın

Düşünceler duyguları ,duygular davranışları,davranışlar karakteri belirler...

CAN DÜNDAR'DAN

23/1/2008

Dün-Bugün-Yarın Çok zaman önceydi.


O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu. İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın. Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu,yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü. Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!


Can Dündar

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SEVGİYİ BİLGİSAYARA YÜKLEMEK LAZIM

9/1/2008

Müşteri: Çok fazla teknik bilgim yok. SEVGİ yüklemek için ne yapmam gerekiyor?

Yetkili: İlk olarak KALBİM dosyasını açmanız lazım. Açtınız mı?

Müşteri: Evet açıldı. Ancak şu anda GEÇMİŞ_ACILAR.EXE, DÜŞÜK_GÜVEN.EXE, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE isimli programlar da çalışıyor. Onlar çalışırken SEVGİ yükleyebilir miyim?

Yetkili: Problem değil. Yüklediğiniz anda SEVGİ otomatik olarak GEÇMİŞ_ACILAR.EXE'yi silecektir. Gerçi bir süre geçici hafızada kalabilir ama artık diğer programları etkilemez. SEVGİ er veya geç DÜŞÜK_GÜVEN.EXE'yi silere YÜKSEK_GÜVEN.EXE isimli bir modül yükleyecektir. Ancak siz, HASET.EXE VE GÜCENME.EXE'yi mutlaka kendiniz kapatmalısınız. Bu programlar SEVGİ'nin yüklenmesine engel olurlar. Onları kapatabilir misiniz lütfen?

Müşteri: Tamam kapattım, SEVGİ otomatik olarak yüklenmeye başladı. Bu normal mi?

Yetkili: Evet ama unutmayın ki bu sadece temel program. Üst sürümlerinin yüklenmesi için başka KALP'lerle bağlantı kurmanız gerekiyor.

Müşteri: Haydaa... Daha şimdiden hata mesajı verdi. Ne yapmam gerekiyor?

Yetkili: Mesaj ne diyor?

Müşteri: Hata-412! Program iç sistemde çalışmıyor! Bu ne demek?

Yetkili: Endişelenmeyin, bu çok rastlanan bir sorun, çözümü de var. Hata mesajı, SEVGİ programının başka kalplerde çalışmaya hazır olduğunu ancak sizin kalbinizde çalışmadığını söylüyor. Biraz karmaşık bir programcılık dili oldu galiba... Sade bir dille şöyle diyor: 'Programın başkalarını sevebilmesi için önce sizin kendi sisteminizi sevmeniz gerektiğini' söylüyor.

Müşteri: Peki ne yapmam gerekiyor?

Yetkili: 'Kendimi Kabullenme' isimli dosyanın içinde bulacağınız KENDİNİ_AFFETME.DOC, KENDİNE_GÜVENME.TXT, DEĞER_BİLME.TXT VE İYİLİK.DOC isimli dosyaların üzerine tıklayıp hepsini KALBİM dosyasına kopyalayın.

Müşteri: Tamam. Başka bir şey var mı?

Yetkili: Şimdi çalışacaktır gerçi ama, biz ilerisi için de tedbir alalım... SÜREKLİ_KENDİNİ_ELEŞTİR_HAYATI_ZEHİR_ET.EXE diye çok uzun isimli bir dosya vardır. Onu bütün sistemde tarayın ve gördüğünüz her dosyadan silin, sonra çöp kutunuzdan da atarak tamamen kaybolduğundan emin olun!

Müşteri: Yaptım. Hey harika... Neler oluyor?.. KALP temiz dosyalarla doluyor. GÜLÜMSEME.MPG monitöre geldi. SICAKLIK.COM, BARIŞ.EXE ve MEMNUNİYET.COM hepsi KALP'e yerleşiyor.

Yetkili: Güzel, demek ki SEVGİ yüklendi ve çalışıyor. Şu andan itibaren her şeyle başa çıkabilmeniz gerekiyor. Yalnız telefonu kapatmadan önce son bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Müşteri: Nedir?

Yetkili: SEVGİ programı ücretsizdir. Onu ve onun tüm modüllerini tanıştığınız herkese verin. Karşılığında onlar da başkalarıyla paylaşacak ve sonunda size tertemiz modüller olarak dönecektir... Mutluluklar...

Müşteri: Teşekkürler. Size de mutluluklar... 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sevgiye ve Sevgiye dair

23/12/2007

Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim?
Neden?
Neden olacak, korkuyorum!
Korkuyor musun?
Evet ya, korkuyorum.
Çünkü seni seversem hemen huyun suyun değişecek.
Sende sevdiğim şeyler farklılaşacak.
Şımaracaksın. Beğenmez olacaksın artık beni.
Çünkü ben artık muhtaç olmuş olacağım sana, senin gözünde.
Öyle değil mi?
Bilmez misin? Muhtaç olmak acizliktir.
Şimdi seni sevdiğim için cezalandıracaksın beni biliyorum!
Hor göreceksin.
Bekleteceksin.
Aramayacaksın.
Çıkarların on plana çıkacak.
Eğer çıkarlarını da sevmezsem beni sileceksin.
Yalan mı? Sileceksin işte!
Sonra her gün benden azar azar uzaklasacağını izleyip kahrolacağım.
Yahu ben bir seven'im.
Yani seni sevgimle onurlandırmış bir insan.
Dünyayı ayakta tutacak insan kudretinin adıdır Sevgi...
Şimdi ben sevdim diye,
bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye
sen beni nasıl ve ne hakla cezalandırabilirsin?
Aklım almıyor. Zeka seviyem de, insanlığım da, yüreğim de.
Yok! 'Seni seviyorum' cümlesini çok harcama, eskir!
Yok! Herkese 'seni seviyorum' deme, sadece aşık olunca kullan!
Yok! 'Seni seviyorum' demeden önce binbir hokkabazlık yap
ve şirin görün ki
sevdiğin sevildiği için kendini dev aynasında görmesin,
onu inlet, süründür, aklını başına getirt, mahvet!
Neden?
Çünkü, istenen bu..
Kaç.... Sevsen de sevmesen de kaç!
Neden?
Çünkü kaçan kovalanır aptal! Kaçan kovalanır...
iyi de, neden sevdiğim için kaçıyorum ki? Ben kaçacak ne yaptım?
Kaçarak daha mı çekici olacağım? Kaçarsam daha mı değerim anlaşılacak?
Sevmek utanç verici birşey mi ki kaçmam gerek? !
Anlayamıyorum...
Oysa ben zaten sevdiğimi severek devleştirmişimdir.
Onun dev aynasında kendisini yeniden devleşmesine ne gerek var ki?
Bir görebilse benim gözlerimle kendini, eminim kıskanacaktır bendeki kendisini...
Yok ama yok!
Bilmez sevgililer sevilmenin eşsizligini, bilmez...
Ondandır bol keseden sevgiyi böyle tüketişleri...
Ben hiç şımarmayan, değişmeyen, yozlaşmayan, uçup gitmeyen, tükenmeyen sevgi görmedim.
Artık cenaze törenleri iki türlü yapılmalı.
Biri bedenler için, diğeri Zorla öldürülen sevgiler için! ...
Ne demiş Yılmaz Erdoğan, 'Ben senin beni sevebilme olasılığını sevdim'
Anlayın artık varlıkları değil, olasılıkları sever olduk...
Neden?
Çünkü olasılıklar hayallerimizdir.
Sevmekse hayatın bir gerçeği.
Hayallerimizde sevgilimiz hiç değişmez.
Hatta 'seni seviyorum' dedikçe
ya gözleriyle, ya elleriyle ya da tatlı diliyle
'Beni sevdiğin için teşekkür ederim aşkım' der...
Teşekkür etmek? ! Beni sevdiğin için...
Evet ya...
Bir onurdur, bir ödüldür, bir şerefdir sevmek ve sevilmek.
Özgürlüğümüzdür, cesaretimizdir, insanlığımızdır.
Ayrıcalığımızdır.
Ama ne yazık ki bir de bütün bunların farkında olamayışımızdır sevmek...
Korkuyorum.
Hep sevdiğim için cezalandırıldım.
Artık 'seni seviyorum' derken
bana tuhaf tuhaf bakmayacak varlıkları daha çok sevmeye niyetliyim...
Bir çiçek gibi...
Bir hayvan gibi...
Bir dağ manzarası gibi...
Bir su damlacığı gibi...
Bir küçük tomurcuk gibi henüz doğmakta olan...
Çünkü hepsinin insanlarda var olan bir büyük silahdan arındırılmışlığı var.
Yani dilleri yok, dilleri! Konuşamazlar...
Sadece dinlerler...
Sevginizi anlayarak hissederek dinlerler.
Onlara 'Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim? ' demeniz gerekmez.
Direkt söylersiniz sevginizi hesapsızca, umarsızca... Saymadan...
Ve sevgimi ifade edecek her türlü çılgınlığı hesapsızca yapmak istiyorum.
Gurur denilen sözcüğü sözlüklerden çıkartmak,
sevdiğim için sevilerek ödüllendirilmek istiyorum...
 
   

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

sevgi emek ister

23/12/2007

Herkes Seviyorum Demez...

Sürekli birilerini sevme ihtiyacı duyarız. Sevildiğimizi duyabilmek, başka biçimiyle de 'onay' almak için elimizden geleni yaparız. Sonra da 'bu kadar sevdiğim bir insan, bana nasıl böyle bir kötülük yapar' diye küçücük bir haksızlığa uğradığımızda acılar içinde kıvranırız. Her insanın sevgiye, sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır. Sevgilisi tarafından, eşi, annesi, babası, kardeşleri, iş arkadaşları ve çevresinde önemsediği insanlar tarafından sevildiğini hisseden kişi nasıl da ayaklarının üzerinde 'güçlü' durur. Sevginin verdiği 'başı dik' duruştur bu.

'Bana hep sevdiğini söyle! '

Kadınlar durmadan tekrarlanmasını isterler sevgi sözcüklerinin. Erkeklerin böyle bir sorunu yoktur, çünkü her aklımıza geldiğinde söylediğimizden bizden bolca duyarlar bu sözleri. Sakın bundan yakındığımızı düşünmeyin, tam tersi insanların yeme içme ihtiyacı gibi sevgi sözcüklerine de ihtiyacı var. Biz her 'Seni seviyorum' dediğimizde, evet seviyoruz ama 'Sen de beni seviyor musun? ' sorusunu da yanında sorarak ve cevabını bekleyerek. Bu kendimize güvenmediğimizden, karşımızdaki kişinin bizi sevip sevmediğini kontrol etmek ya da sevdiğini bilmediğimizden değildir; yalnızca 'Hayatımdan memnunum, senin de memnun olmanı istiyorum ve elimden geleni yapıyorum'un cevabını alabilmek içindir.

'Sevgine ihtiyacım var! '

Nasıl yetiştirildiğimizi bir düşünün; aileni memnun etme, hayaller, aşk dolu Türk filmleri, eşini memnun etme, çocuklarını sevme, koruma, bolca fedakarlık, fedakarlık... Tamam erkekler de bu 'memnun etme'lerle yetişiyor ama onlar 'maddi memnuniyetler' aşılanarak büyüyorlar. İhtiyaçlarımızı karşıladıkları ölçüde sevgilerinden de emin olmamızı bekliyorlar ve bu onların sevgilerinin kanıtı haline geliyor. Ah, bir bilseler insanın sevildiğini duymak ya da birine sevdiğini söylemek kadar ihtiyaç duyduğu başka şey olmadığını...

'Sevdiğimi gösteriyorum ya! '

'Sevmiyorum durmadan bunu kodlamayı, sana sevdiğimi göstermek daha çok hoşuma gidiyor.' Bu da erkeklerin ağzından sıkça duyduğumuz bir cümle. Evet, haklılar da... Sevgiyi duymak kadar hissetmek de çok önemli. Ama, o sihirli iki sözcük var ya, dünyaya bedel geliyor insana. Stresli, yorucu bir günün ardından ya da hayatınızda her şey yolunda giderken size gönderdiği bir öpücük, size sarılması yanında, gözlerinizin ta içine bakarak 'Seni seviyorum' demesini istemez misiniz?

'Bir türlü istediğim gibi davranmıyor! '

Bambaşka iki kişilik, farklı hayatlar... Bir araya gelip, uzlaşmak o kadar kolay mı? Doğrularınız arasında ortayı bulmak, onu olduğu gibi, günahıyla sevabıyla kabul etmek... Zor, çok zor... Birini sevdiğimizde, onun kendi hayatına dair, bizim pek de görmek istemediğimiz huyları, davranış biçimleri bizi nasıl da huzursuz eder. Asla onun da kendine ait bir dünyası olduğunu kabul edemeyiz. Her şeyi kendi açımızdan düşünür, 'ben bu durumda şöyle yapardım' der, onu suçlarız. Sıklıkla da, onda gördüğümüz hatalar, zaten bizde varolanların yansımalarıdır; karşımızdaki kişi aracılığıyla kendimizi eleştiririz. Başkalarına kusur bulmak ne kadar da kolay değil mi? Kendimize olan güvenimiz azaldığı ölçüde, mükemmel bir ilişki arayışımız da artar. Çünkü böylece, mükemmel bir insan seçerek kendimize olan güvenimizi telafi yoluna gideriz. Aslında mükemmel gördüğümüz biri tarafından seçilmek içindir bütün yapılan.

'Yoksa ben deli miyim? '

Bazen bu olasılığı bile gözönünde bulunduruyoruz! Çünkü paranoya paranoya paranoya... 'Neden böyle söyledi, neden ben öyle dediğimde böyle söylemedi, bana niye öyle nefret edermiş gibi baktı, ben olsam böyle derdim, eyvaaaah bize neler oluyor? ' Asıl size neler oluyor? Şöyle derin bir nefes alın, arkanıza yaslanın. Her şey yerli yerinde. Ama, o iki sihirli sözcüğe bağlı...

ALINTI

Madem seviyorsunuz, söyleyiverin. Bir düsünün bütün gün ne sözcükler sarfediyorsunuz. Iki güzel kelimenin lafi mi olur...?
 
   

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

mümkün olsaydı

16/12/2007

MÜMKÜN OLSAYDI


Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı:

Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine,
parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.

Hatalarını daha az düzeltir,
onunla daha cok yakınlık kurmaya çalışırdım.

Onu sadece gözlerimle izler,
saat kısıtlamaları koymazdım.

Daha bilgili olmaya çalışır,
daha cok şefkat gösterirdim.

Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar,
uçurtmalar uçururdum.

Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine,
onunla oyun oynardım.

Onunla kırlarda koşar,
yıldızları seyrederdim.

Onunla daha az çekişir,
ona daha çok sarılırdım.

Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar,
sonra bir ev almaya çalışırdım.

Ona her zaman katı davranmaz,
onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.

Güç konusunda daha az ders verir,
sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.

 

Diane Loomans

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
cursor